DİYETİSYEN ZELAL ÜREK, SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDE

DİYETİSYEN ZELAL ÜREK, SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDE

Diyetisyen Zelal Ürek, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde danışanlarını kabul etmeye başladı.

Diyetisyen Zelal Ürek, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde danışanlarını kabul etmeye başladı. 

Diyetisyen Ürek, 2013–2022 yılları arasında SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde yeni doğan yoğun bakımda hemşire olarak görev yaptı. 2017–2021 yılları arasında SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayarak ‘diyetisyen’ unvanını aldı. 

2023 yılından bu yana SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde diyetisyen olarak görev yapan Ürek, Şubat 2026 itibarıyla Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde danışanlarını kabul etmeye başladı. 

Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi Diyetisyeni de olan Ürek, hastalıklarda beslenme tedavisi, diyabette beslenme, sporcu beslenmesi, kilo alma ve kilo verme programları, besin intoleranslarına yönelik beslenme planlaması, çocukluk çağı beslenmesi, gebelik ve emzirme döneminde beslenme ile yaşlılık dönemine özgü beslenme alanlarında danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Sağlık alanında önceki yıllarda gerçekleştirdiği hemşirelik hizmetinin de olumlu katkılarıyla diyetisyen olarak bütüncül, bilimsel ve bireye özgü bir yaklaşımla danışanlarını kabul etmektedir.

TANSİYON VE BÖBREK HASTALIĞI: BİRBİRİNİ ETKİLEYEN İKİ SESSİZ SORUN

TANSİYON VE BÖBREK HASTALIĞI: BİRBİRİNİ ETKİLEYEN İKİ SESSİZ SORUN

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, tansiyon ve böbrek hastalığının birbirini etkileyen ve ciddiye alınması gereken sağlık sorunu olduğunu söyledi.

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, tansiyon ve böbrek hastalığının birbirini etkileyen ve ciddiye alınması gereken sağlık sorunu olduğunu söyledi.

“Böbreklerimiz, vücudumuzun sessiz çalışan kahramanları gibidir” diyen Uzm. Dr. Özdemir, şöyle devam etti:

“Sadece idrar üretmekle kalmaz, vücudun kimya laboratuvarı ve denge merkezi olarak da görev yapar. Aynı zamanda kan basıncının (Tansiyonun) düzenlenmesi açısından da önemli rol oynar. Bu sebeple tansiyon ve böbrek sağlığı birbiriyle yakından ilişkilidir.”

BÖBREKLER TANSİYONU NASIL ETKİLER?

Böbreklerin vücuttaki fazla suyu ve tuzu atarak, kan basıncını düzenleyen bazı hormonları salgıladığını kaydeden Uzm. Dr. Özdemir, “Böbrekler iyi çalışmadığında vücutta su ve tuz birikir. Bu durum damar içi basıncı artırır ve tansiyon yükselir” dedi.

YÜKSEK TANSİYON BÖBREKLERE ZARAR VERİR Mİ?

Uzun süre kontrolsüz seyreden yüksek tansiyonun, böbreklerin içindeki küçük damarları zamanla zedelediğini belirten Uzm. Dr. Özdemir, bu hasara yönelik şu bilgileri paylaştı:

  • “Böbreklerin kanı süzme gücünü azaltır.
  • İdrarda protein kaçağına yol açabilir.
  • Zamanla böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir.”

Bu sürecin çoğu zaman belirti vermediğini söyleyen Uzm. Dr. Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kişi kendini iyi hissederken böbrekler sessizce zarar görebilir ve bir kısır döngü oluşur. Yüksek tansiyon böbrek hasarına neden olurken, böbrek hasarı da tansiyonun daha da yükselmesine sebep olacağından, tansiyon ve böbrek sağlığı birlikte takip edilmelidir.”

KİMLER DAHA DİKKATLİ OLMALI?

Uzm. Dr. Özdemir, böbrek ve tansiyon kontrollerinin özellikle önemli olduğu kişileri şöyle sıraladı:

  • “Hipertansiyon hastaları
  • Diyabet hastaları
  • 40 yaş üzerindeki kişiler
  • Ailesinde böbrek hastalığı olanlar
  • Uzun süre ve sık ağrı kesici (Özellikle NSAİİ) kullananlar.”

BÖBREKLERİ VE TANSİYONU KORUMAK İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?

Uzm. Dr. Özdemir, böbrekleri ve tansiyonu korumak için yapılabilecekleri şu şekilde özetledi:

  • “Tansiyonunuzu düzenli ölçün
  • Tuz tüketimini azaltın
  • Doktorunuzun verdiği tansiyon ilaçlarını düzenli kullanın
  • Gereksiz ağrı kesici kullanımından kaçının
  • Sigara kullanmayın
  • Sağlıklı kiloda kalın ve düzenli hareket edin
  • Yılda en az bir kez kan ve idrar tahlili yaptırın.”

YÜKSEK TANSİYON BÖBREKLERİ DE SESSİZCE ETKİLİYOR

Yüksek tansiyonun sadece kalbi değil, böbrekleri de sessizce etkilediğini anımsatan Uzm. Dr. Özdemir sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Böbreklerdeki sorunlar tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir. Ancak erken fark edilirse önlem almak mümkündür. Düzenli kontrol, sağlıklı yaşam ve hekim takibi böbrek sağlığının korunmasında büyük önem taşır.”

SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ SAÇ EKİM MERKEZİ HİZMET VERMEYE BAŞLADI

SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ SAÇ EKİM MERKEZİ HİZMET VERMEYE BAŞLADI

SANKO Üniversitesi Hastanesi Saç Ekim Merkezi hizmet vermeye başladı. Merkezde saç sağlığı, saç restorasyonu ve estetik kıl ekimi alanlarında, bilimsel temelli uygulamalar sunulmaktadır. Tüm işlemler hasta güvenliği, doğal görünüm ve uzun vadeli memnuniyet esas alınarak, alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından gerçekleştirilmektedir.

SANKO Üniversitesi Hastanesi Saç Ekim Merkezi hizmet vermeye başladı. Merkezde saç sağlığı, saç restorasyonu ve estetik kıl ekimi alanlarında, bilimsel temelli uygulamalar sunulmaktadır. Tüm işlemler hasta güvenliği, doğal görünüm ve uzun vadeli memnuniyet esas alınarak, alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından gerçekleştirilmektedir. 

SAÇ SAĞLIĞI VE YENİLEYİCİ TEDAVİLER:

- PRP (Platelet Rich Plasma) Uygulaması: Kişinin kendi kanından elde edilen trombositten zengin plazma ile saç köklerinin uyarılması, saç dökülmesinin azaltılması ve saç kalitesinin artırılması amaçlanır.

- Mezoterapi: Saç derisine uygulanan vitamin, mineral ve aminoasit içerikli özel karışımlar sayesinde saç köklerinin beslenmesi ve saçın güçlenmesi desteklenir.

- Kırmızı Işık (LED) Terapisi: Hücresel düzeyde dolaşımı artırarak saç köklerinin metabolik aktivitesini destekleyen, tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir.

- Eksozom Tedavisi: Hücresel yenilenmeyi destekleyen ileri biyoteknolojik bir uygulama olup, saç köklerinin rejenerasyon kapasitesini artırmayı ve saç dökülmesinin kontrol altına alınmasını hedefler. Özellikle yoğun saç kaybı yaşayan danışanlarda destekleyici tedavi olarak tercih edilmektedir. 

SAÇ VE KIL EKİMİ UYGULAMALARI:

- Saç Ekimi: Kişiye özel planlama ve doğal saç çizgisi tasarımı ile kalıcı, estetik ve yüz hatlarıyla uyumlu sonuçlar hedeflenmektedir.

- Sakal Ekimi: Yüz anatomisine uygun yoğunluk ve dağılım esas alınarak, doğal görünümlü sakal uygulamaları gerçekleştirilmektedir.

- Kaş Ekimi: Kaş seyrekliği, şekil bozukluğu veya travma sonrası oluşan kayıplarda, yüz ifadesini tamamlayan dengeli çözümler sunulmaktadır.

- Yara, Yanık ve Skar Dokusu Ekimi: Travma, yanık ya da cerrahi girişimler sonrası oluşan iz bölgelerine kıl kökü transferi yapılarak estetik görünümün yeniden kazandırılması amaçlanmaktadır. 

UYGULANAN İLERİ TEKNİKLER:

- Safir FUE Tekniği: Safir uçlarla açılan mikro kanallar sayesinde doku travması en aza indirilir, iyileşme süresi kısalır ve daha doğal yoğunluk elde edilir.

- DHI (Direct Hair Implantation) Yöntemi: Özel implanter kalemler aracılığıyla greftlerin doğrudan ekilmesini sağlayan bu yöntem, yüksek tutunma oranı ve sık ekim avantajı sunar. 

HİZMET ANLAYIŞI:

SANKO Üniversitesi Hastanesi Saç Ekim Merkezi’nde tüm uygulamalar;

- Tıbbi etik kurallarına uygunluk,

- Uluslararası kalite ve sterilizasyon standartları,

- Kişiye özel değerlendirme ve tedavi planlaması,

- Doğal görünüm ve hasta memnuniyeti odaklı yaklaşım esas alınarak yürütülmektedir. 

Her danışan için hedef yalnızca estetik bir sonuç değil, aynı zamanda güven veren, sürdürülebilir ve profesyonel bir sağlık hizmeti deneyimi sunmaktır.

ARA TATİL, ÇOCUKLARIN SOSYAL GELİŞİMİNİ DESTEKLEMEK İÇİN DEĞERLİ BİR ZAMAN DİLİMİ SUNUYOR

ARA TATİL, ÇOCUKLARIN SOSYAL GELİŞİMİNİ DESTEKLEMEK İÇİN DEĞERLİ BİR ZAMAN DİLİMİ SUNUYOR

SANKO Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, ara tatilin çocukların sosyal gelişimini desteklemek için değerli bir zaman dilimi sunduğunu söyledi.

SANKO Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, ara tatilin çocukların sosyal gelişimini desteklemek için değerli bir zaman dilimi sunduğunu söyledi. 

“Ara tatil dönemleri, çocukların akademik baskıdan uzaklaşarak sosyal ve duygusal gelişimlerine odaklanabilmeleri için önemli bir fırsattır” diyen Uzm. Psikolog Turan, bu süreçte yürütülen sosyal beceri çalışmalarının, kazanımların daha kalıcı olmasına katkı sağladığını belirtti. 

“Sosyal beceriler; bireyin içinde bulunduğu sosyal çevrede kendini ifade edebilmesini, başkalarıyla etkileşim kurabilmesini ve ilişkilerini sürdürebilmesini sağlayan öğrenilmiş yaşam becerileridir” şeklinde konuşan Uzm. Psikolog Turan, bu becerilerin duyguları tanıma ve ifade etme, karşılıklı iletişim kurma, iş birliği yapabilme, kurallara uyum sağlama ve sosyal sorunlara çözüm üretebilme gibi birçok alanı kapsadığını ifade etti. 

Çocukluk döneminde gelişen sosyal becerilerin, çocuğun yalnızca bugünkü uyumunu değil, ilerleyen yıllardaki psikolojik ve sosyal işlevselliğini de doğrudan etkilediğini vurgulayan Uzm. Psikolog Turan, şöyle konuştu: 

“Sosyal becerilerin sağlıklı biçimde gelişmesi çocukların kendilerini daha iyi tanımalarını, duygularını düzenleyebilmelerini ve sosyal ilişkilerde daha esnek davranabilmelerini destekler. Bu süreçte, çocukların karşısındaki kişilerin duygu ve düşüncelerini fark edebilme kapasitesi (Zihin kuramı) sosyal uyum açısından destekleyici bir role sahiptir. 

Çocuklara yönelik psikolojik destek ve gelişim çalışmalarında sosyal beceriler odak noktasıdır. Hastanemizde çocukların yaşına, gelişim düzeyine ve bireysel ihtiyaçlarına uygun olarak yapılandırılmış sosyal beceri geliştirme programları uygulanmaktadır. 

Değerlendirme sürecinde kullanılan ölçek ve testler çocukların sosyal beceri, duygusal farkındalık ve problem çözme alanlarına ilişkin güvenilir bilgiler sunmaktadır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda çocuklara sosyal beceri geliştirme çalışmaları planlanmakta ve daha sağlıklı ilişkiler kurmaları hedeflenmektedir.”

Çalışmalarda kullanılan yöntemlerin çocukların ilgisini çekecek biçimde çeşitlendirildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, şu bilgileri paylaştı: 

“Duygu tanıma ve duygu düzenlemeye yönelik materyaller, çocukların kendi duygularını ayırt edebilmesini ve uygun biçimde ifade edebilmesini desteklemektedir. Hikâye temelli sosyal durum çalışmaları, günlük yaşamda karşılaşılabilecek sosyal senaryoları ele alma imkânı sunarken; rol oynama ve oyun temelli etkinlikler çocukların farklı sosyal davranışları deneyimlemelerine olanak tanımaktadır. Görsel destekli çalışmalar ise kazanılan becerilerin günlük yaşama aktarılmasını kolaylaştırmaktadır.”

FRAKSİYONEL KARBONDİOKSİT LAZER CİLT YENİLEMEDE ETKİLİ BİR YÖNTEMDİR

FRAKSİYONEL KARBONDİOKSİT LAZER CİLT YENİLEMEDE ETKİLİ BİR YÖNTEMDİR

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Solak, cildin zamanla güneş, yaş alma, akne izleri ve çevresel faktörler nedeniyle yıpranabildiğini, fraksiyonel karbondioksit lazerin, bu yıpranmayı azaltarak, cildin kendini yenilemesini desteklemek amacıyla uygulanan etkili bir lazer tedavisi olduğunu söyledi.

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Solak, cildin zamanla güneş, yaş alma, akne izleri ve çevresel faktörler nedeniyle yıpranabildiğini, fraksiyonel karbondioksit lazerin, bu yıpranmayı azaltarak, cildin kendini yenilemesini desteklemek amacıyla uygulanan etkili bir lazer tedavisi olduğunu söyledi.

“Bu yöntemde lazer ışını cildin tamamına değil, cilt üzerinde çok küçük ve kontrollü alanlara uygulanır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, şu bilgileri paylaştı:

“Lazerin oluşturduğu bu mikro alanlar sayesinde cilt kendini onarmaya başlar. Bu iyileşme sürecinde kolajen üretimi artar ve cilt zamanla daha canlı, daha pürüzsüz ve daha toparlanmış bir görünüm kazanır. Tedavinin amacı cildi yormadan, kontrollü şekilde yenilenmesini sağlamaktır.”

HANGİ DURUMLARDA TERCİH EDİLİR?

Dr. Öğr. Üyesi Solak, fraksiyonel karbondioksit lazerin tercih edildiği durumları şu şekilde sıraladı:

  • “Sivilce izleri
  • Skar (Yara ve iz) tedavisi
  • İnce çizgiler ve kırışıklıklar
  • Güneşin ciltte oluşturduğu yıpranma
  • Cilt tonu ve doku düzensizlikleri
  • Cildin genel kalitesini artırmak amacıyla güvenle uygulanabilir.”

KAÇ SEANS UYGULANIR?

“Tedavi genellikle ayda bir seans olacak şekilde planlanır. Çoğu kişide 1–3 seans yeterlidir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, şöyle devam etti:

“Fakat cildin yapısına, lezyonun derinliğine ve hedeflenen sonuca göre seans sayısı kişiye özel olarak belirlenir. Bazı kişilerde ilk seansın sonrasında dahi gözle görülür bir iyileşme fark edilebilir.”

UYGULAMA NASIL YAPILIR? AĞRILI MIDIR?

İşlem öncesinde uygulama yapılacak bölgeye ağrıyı azaltmak amacıyla lokal anestezik krem sürülerek, 15–30 dakika bekletildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Solak, uygulamaya yönelik sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sayede işlem sırasında hissedilen rahatsızlık büyük oranda azalır. Uygulama genellikle kısa sürer ve çoğu kişi tarafından rahatlıkla tolere edilir. İşlem sonrası günlük hayata dönüş mümkündür.”

KİMLERE UYGULANMAZ?

Dr. Öğr. Üyesi Solak, fraksiyonel karbondioksit lazer tedavisinin uygulanamayacağı kişileri şu şekilde özetledi:

  • “Aktif enfeksiyonu olan kişiler,
  • Açık yarası bulunanlar,
  •  Aktif uçuk lezyonu olanlar,
  •  Gebelik dönemindeki kişiler.”

İŞLEM SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

“İşlem sonrasında ciltte kızarıklık, hassasiyet ve hafif kabuklanma görülebilir. Bu normal bir durum olup birkaç gün içinde azalır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, işlem sonrası dikkat edilmesi gerekenlere yönelik şu bilgileri paylaştı:

“Kabukların koparılmaması çok önemlidir. Bu dönemde cilt güneşe karşı daha hassas olacağından dışarı çıkarken mutlaka 50 faktör güneş koruyucu kullanılmalıdır. İlk günlerde makyaj yapılmamalı, hamam, sauna ve sıcak duşlardan kaçınılmalıdır. Doktorun önerdiği nemlendirici ve onarıcı ürünlerin düzenli kullanımı iyileşme sürecini hızlandırır.”