Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İrfan Karabulut, ürolojide taş hastalıklarının erkeklerde kadınlara oranla iki kat fazla görüldüğünü söyledi.
Özel Sani Konukoğlu Hastanesi’nde halka açık konferanslar kapsamında Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İrfan Karabulut tarafından, “Ürolojide Taş Hastalıkları” konusu anlatıldı.
Taş rahatsızlığının yüzyıllardır bilinen ve toplumun yüzde 1-10’unda görülen hastalık olarak tanımlanabileceğini kaydeden Opr. Dr. Karabulut, “Taş hastalığının sebepleri arasında diyet, ailevi yatkınlık, yaşanan coğrafya, sık idrar yolu enfeksiyonları, bazı metabolik hastalıklar, bağırsak hastalıkları ve ameliyatları, gut hastalığı, hipertroidi, fiziksel aktivitenin çok az olduğu hareketsiz yaşam tarzı, iklim, beslenme şekli, ırk sayılabilir. Hastaların yüzde 6’sında ise genetik yatkınlık vardır ” dedi.
2.5 milyon taş hastasının olduğu Almanya gibi bazı ülkelerde taş hastalıklarının “halk hastalığı” olarak kabul edildiğini belirten Opr. Dr. Karabulut, her yıl Türkiye’de 140 bin yeni böbrek taşı vakasının saptandığına dikkati çekti.
Bu hastalığın sıcak iklimli coğrafyalarda sık görüldüğünü anlatan Opr. Dr. Karabulut, şöyle devam etti:
“Böbrek üreter (böbrek ve idrar kesesini birleştiren tüp) idrar kesesinde olan doğuştan ve sonradan olan idrar akışını engelleyen tıkanıklıklar da taş oluşumuna sebep olurlar.
Taşların yüzde 80’i kendiliğinde düşebilir, yüzde 20’si ise tedavi gerektiren taşlardır. Daha önce taş düşürmüş birisinin, 5 yıl içinde yüzde 50 oranında tekrar taş rahatsızlığı geçirme ihtimali vardır.”
TAŞIN BULUNABİLECEĞİ YERLER
Taşlara böbrek veya idrar yolunun herhangi bir yerinde rastlanabileceğini, ancak daha çok böbreğin alt kaliks bölümünde ve üst kaliks sisteminde olduğunu vurgulayan Opr. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Taş oluşumu kaliks denilen kadehsi yapıların geniş kısımlarında başlar daha sonra dar olan kısımdan (kaliks boynu) geçen taş normal idrar akım yönünde pelvise (böbrek havuzcuğu) ulaşır. Eğer kaliks boynu darsa taş kaliks içinde büyümeye başlar. Böbrek pelvisine gelen uygun büyüklükteki taşlar buradan üreter yolu idrar torbasına ulaşırlar.
Büyük taşlar böbrek çıkışında veya üreterin herhangi bir yerinde takılıp tıkanıklığa yol açabilir. Bu gibi durumlarda idrarın yaptığı basınç ve böbrekte gerilme ve genişlemeye bağlı şiddetli ağrı olur. Mesaneye ulaşan taş rahatlıkla düşer ancak ileri yaş erkeklerde ve mesaneden sonraki idrar yolunda darlık varsa taş atılamaz idrar yapamama ve ağrılı idrar yapma olur.”
TAŞ BELİRTİLERİ
Böbrek içindeki taşların idrar akımını engellemediği sürece belirti vermediğini, ancak üretere düşen taşın bel boşluğunda şiddetli bir ağrı ile karakterize olduğunun altını çizen Opr. Dr. Karabulut, belirtilere ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kolik ağrı olarak adlandırılan bu ağrı idrarda kanama, bulantı, kusma, karında şişkinlik ve gaz ile birlikte olur. Taşın mesaneye yaklaşmasıyla sık idrara çıkma hissi ve yanma şikayetleri meydana gelir. Tıkanma yapan taş pyelonefrit dediğimiz böbrek iltihabi yaparsa üşüme titremeyle yükselen ateş ve yan ağrısı olur.”
TEDAVİ
Taşın tanımlanması için tam idrar tahlili, direkt grafiler, ultrasonografi, IVP (intravenöz pyelografi), tomografi ve sintigrafi yapılması gerektiğini bildiren Opr. Dr. Karabulut, tedaviye ilişkin şunları kaydetti:
“Taş tedavisi 3 ana grupta incelenebilir. Bunlar ilaç tedavisi, vücut dışından şok dalgaları ile taş kırma yöntemi (ESWL) ve cerrahi tedavidir (endoskopik, laparoskopik, perkütan, açık cerrahi). Bunlar arasından uygun olanı seçilerek, hastaların tedavisi yapılabilir.”
Opr. Dr. Karabulut, sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.




