HALKA AÇIK KONFERANS -ÖZEL SANİ KONUKOĞLU HASTANESİ’NDE “DOĞUMSAL (GELİŞİMSEL) KALÇA ÇIKIĞI” KONULU KONFERANS VERİLİDİ -OPR. DR. KÖSEOĞLU: “KALÇA ÇIKIĞI YA DA GELİŞME PROBLEMİ VARSA; ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİDİR! ”

Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Hasan Can Köseoğlu, kalça çıkığı ya da gelişme probleminde erken teşhisin çok önemli olduğunu söyledi.

Opr. Dr. Köseoğlu, Özel Sani Konukoğlu Hastanesi’nin halka açık konferanslar dizisi  kapsamında, ‘’“Doğumsal (Gelişimsel) Kalça Çıkığı’’ konulu konferans verdi.

Doğumsal kalça çıkığının, kalça eklemini oluşturan öğelerin biçim, işlev ve ilişkilerindeki bir bozukluğu anlattığına dikkati çeken Opr. Dr. Köseoğlu ‘’Doğumsal kalça çıkığı doğum sonrası bebeğin bacağından çekilip çıkarılmasıyla ortaya çıkan bir durum değildir, anne karnında eklemlerin kusurlu gelişmesi ya da tam gelişmemesi söz konusudur. Kalıtsaldır. Yakın akraba evlilikleri ve kundak yapma alışkanlığı bu anomaliyi artıran iki önemli etkendir’’ dedi.

HASTALIĞIN GÖRÜLME SIKLIĞI

‘’Eskiden bütün kalça çıkıklarının doğuştan itibaren var olduğu ve zaman içinde hastalığın ilerlediği düşünülürdü’’ diyen Opr. Dr. Köseoğlu, şöyle devam etti:

‘’Son çalışmalar ileri yaşlarda kalça çıkığı tanısı konan çocukların bir kısmının, doğum sonrası muayene ve ultrason tetkiklerinin normal olduğunu ortaya çıkarmıştır. Sonuçta direkt çıkık ile doğmamış bebeklerin, eklem kapsül gevşekliği nedeniyle zamanla uyluk topuzunun yuvadan değişik derecelerde uzaklaşması kabul edilen son görüştür.

Ülkemizde yılda yaklaşık 1.200.000 doğum oluyor. Kalça çıkığı ve kalça gelişim problemleri her 1000 doğumdan 15’inde görülüyor. Bu, her yıl 18 – 20 bin bebek, kalça çıkığı ile doğuyor demektir. Doğumsal kalça çıkığında, bebeğin anne karnında kalçasının çıkık ya da gelişimi yetersiz kalmış olabilir. Doğumdan sonra yapılacaklar, bu problemin daha iyi ya da kötü yönde gelişmesine sebep olabilir. Bu anlamda kalça çıkığı önlenebilir bir sakatlıktır. Farklı bir deyişle ailenin bebeğe yapacağı yanlış uygulamalar, bebeğin sakat kalmasına yol açar.’’

RİSKLİ GRUPLAR

Kalçaların normal ve iyi yönde gelişebilmesi için bebeklerin bilinçli bir şekilde bezlenmesi, tutulması ve taşınması gerektiğini anımsatan Opr. Dr. Köseoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

‘’Ülkemizde en çok Karadeniz Bölgesi’nde görülen doğuştan kalça çıkığıyla ilgili riskli grupları, kız çocukları, birinci doğumlar, ailede kalça çıkığı olanlar, akraba evlilikleri, ters gelişler (makadiler), boynunda eğrilik (tartikolis) olan bebekler, başta yassılık olan bebekler, ayaklarda eğrilik olan bebekler, kış aylarında doğan çocuklar oluşturuyor. Bu gruptakiler 2-8 kat daha fazla kalça problemi ile karşılaşırlar.’’

BEBEĞİN BAKIMI SIRASINDAKİ HATALAR

Halk arasında geniş bez kullanımının bacakların eğri ve açık olmasına yol açtığına dair yanlış bir bilgi olduğuna işaret eden Opr. Dr. Köseoğlu, bebeğin bakımı sırasındaki hatalar ve annelerin yapması gerekenler konusunda şunları kaydetti:

‘’Bebekleri kesinlikle kundaklamayın, geniş ve büyük bez kullanın, göbek üstünden bağlayın. Geniş, bol, rahat giysiler giydirin. Bebeği emzirirken bacaklarını birleştirmeyin, taşırken, yüzü veya arkası dönük olarak, bir elle bacak arasından tutarak taşıyın. Çocuğun yürümesini kendi gelişimine bırakın, acele etmeyin.’’

KALÇA ÇIKIĞI NASIL ANLAŞILIR

Kalça çıkığının nasıl anlaşıldığı konusuna da değinen Opr. Dr. Köseoğlu, ‘’İki bacak arasına uzunluk farkı varsa, bacakların her iki yana eşit açılmadığı ya da her iki bacağın da tam açılmadığı görülürse, kalçada herhangi bir ‘klik’ sesi hissedilirse, bebeğin bacakları arasındaki çizgilerde asimetrik bir durum varsa, yürüme çağında, çocuk yürümüyorsa kalça çıkığı problemi var demektir’’ uyarısını yaptı.

TEDAVİSİ

Hastalığın tedavisine de değinen Opr. Dr. Köseoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

‘’İlk üç ayda, alçısız ve ameliyatsız tedavilerle tamamen normal bir kalça elde etme şansı yüzde 95’in üzerindedir. 3 – 6 ay arası bebeklerde bu şans daha düşüktür. Alçılı tedavi gerektirebilir. 6 ay – 1 yaş arası çocuklarda, klinik ve radyolojik değerlendirmelere göre, alçılı tedavi veya ameliyat gerekebilir. Yürümemiş bu çocuklarda yapılan ameliyatlar nispeten daha basit ve daha az iz bıraktırır. Bir yaşın üzerindeki çocuklara çoğunlukla ameliyatlar yapılır. Çoğunun yaşı ilerledikçe bu ameliyatların zorluğu artmakta ve başarı oranı düşmektedir. Bu ameliyatlar, özellikle çocuk ortopedisinde deneyimli, ortopedistler tarafından yapılmalıdır. Tedavi gören çocuklar erişkin yaşa kadar takip edilmelidir.’’

Opr. Dr. Hasan Can Köseoğlu sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

Paylaş:

Güncelleme Tarihi: