Kronik bronşit, akciğerlerimizdeki havayollarının daralmasına bağlı olarak nefes almayı ve vermeyi zorlaştıran ilerleyici bir hastalıktır. Dünyada ölüm nedenlerinden arasında 5. sıradadır.
Hastalığın yaygınlığı giderek artmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon KOAH hastası bulunduğu bildirilmektedir. Kişinin yaşam kalitesini bozması, zamanla başkalarına bağımlı hale getirmesi, kalıcı iş gücü kaybına yol açması, yıllarca çok pahalı tedavi maliyeti getirmesi ve yaşam süresini kısaltması açısından toplumsal açıdan önemli bir hastalıktır.
KOAH için en büyük risk faktörüdür. Sigara veya diğer tütün ürünlerinin tümü KOAH gelişme riskinin %80-90’ından sorumludur. Sigaraya başlama yaşı, sigara içme süresi, içilen sigara sayısı çok önemlidir, Puro, pipo, nargile içilmesi de KOAH için risk yaratır. KOAH oluşumunda sigara cinsinin önemi yoktur (Filtreli, filtresiz, light veya mentollü). Bunun yanında hava kirliliği, kırsal alanda ev içinde bulunan ocaklar, tandır ve tezek yakılması, meslekleri nedeniyle çeşitli toz, duman, gaz ve kimyasal maddelerle temasları olanlarda KOAH riski fazladır. Beslenme, sosyoekonomik durum, alerji, enfeksiyonlar, düşük doğum ağırlığı olan bebekler ve genetik faktörler de hastalık için risk oluşturur.
KOAH hastalarının çoğu yakınmaların ortaya çıkmasından önce en az 20 yıl günde bir paket sigara içen kişilerdir. Genellikle doktora 50 yaş civarında başvururlar. Başlıca şikayet; öksürük , balgam çıkarma, nefes darlığı ve hışıltılı solunumdur. Pek çok kişi bu şikayetlerin yaşlanmanın sonucu olduğunu düşünür ya da sigara içmesine bağlar. Özellikle 40 yaşın üzerinde bu şikayetleri olan hastalar mutlaka doktora başvurmalıdırlar. Hastalığın tanısı ve havayolu darlığının şiddetini belirlemek amacıyla solunum fonksiyon testi yapılır.
KOAH tedavisinde en önemli adım sigaranın bırakılmasıdır. Hastalığın hızını kesecek tek şey sigarayı bırakmaktır. Hastalar sigara içmeye devam ederlerse, hiçbir tedaviden kalıcı yarar göremezler. Çevresel ve mesleki maruziyetin kontrolü sağlanmalıdır. Nefes açıcı ilaç tedavileri verilir. Egzersiz yapmaları ve beslenmelerine dikkat etmeleri önerilir.
KOAH’lı hastalar gribe yakalandıklarında hastalığı çok ağır geçirirler. Bu nedenle her yıl KOAH’lı hastaların Eylül-Aralık aylarında aşılanması gerekmektedir. Büyük oranda gribe yakalanmayı, gripten ölümleri ve grip sonrası zatürree oluşumunu önlemektedir. Bu hastalara zatürree aşısı da önerilmektedir. Bu aşı bir kez yapılsa yeterli olmaktadır. Herhangi bir zamanda yapılabilir. Özel bir mevsimi yoktur.
Bu hastaları atağa ve dolayısı ile solunum yetmezliğine sokan en önemli neden araya giren enfeksiyonlardır. Bu durumda hastaların solunum sıkıntısı artar, hırıltı olur, balgam miktarı arta ve balgam rengi sarı-yeşil olur. Hastalar mutlaka hastaneye getirilmelidir. Hastalar; yemek yeme, banyo yapma, tıraş olma gibi en basit doğal ihtiyaçları bile yapamaz hale gelirler. Morarma, bacaklarda şişlik, boyun damarlarında dolgunluk, karaciğerde büyüme görülebilir. Antibiyotik tedavisi, nefes açıcı ilaçlar, oksijen tedavisi verilir. Erken müdahale çok önemlidir. Solunum yetmezliği gelişen hastalar yoğun bakım ünitesinde takip edilir. Kronik solunum yetmezliği gelişen hastalara evde kullanmak üzere uzun süreli oksijen tedavisi, ev tipi mekanik ventilasyon verilebilir.
Sonuç olarak toplumu ve sağlık çalışanlarını KOAH hakkında bilgilendirmek ve eğitmek gerekmektedir. Bu şikayetleri olan kişiler doktora başvurmalıdır. Uygun bir tedavi ile akciğerlerin daha fazla hasar görmesi engellenmelidir.
Günümüzde KOAH önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.




