• ENDOKRONOLOJİ /

Diyabet (Şeker Hastalığı): Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Vücudumuz, trilyonlarca hücreden oluşan ve her birinin düzgün çalışmak için enerjiye ihtiyaç duyduğu karmaşık bir makinedir. Bu makinenin temel yakıtı ise "şeker" yani glikozdur. Diyabet, en basit tanımıyla, vücudun bu yakıtı verimli bir şekilde kullanamadığı, kan dolaşımında çok fazla şekerin birikmesine yol açan kronik bir hastalıktır. Toplumda "şeker hastalığı" olarak bilinen bu durum, sadece kan şekerinin yüksek olmasından ibaret değildir; kontrol altına alınmadığında gözlerden böbreklere, sinir sisteminden kalp ve damarlara kadar vücudun tüm organlarını etkileyebilen, ciddi ve hayat boyu süren bir sağlık sorunudur. Günümüzde adeta bir salgın gibi yayılan, her yaştan ve her sosyoekonomik düzeyden insanı etkileyen diyabet, pek çok kişi için korkutucu ve kafa karıştırıcı olabilir. Amacımız, diyabet hakkındaki bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak, bu hastalığa sahip bireylere ve ailelerine güvenilir bir yol haritası sunmak ve toplumda bu konuda farkındalığı artırmaktır.

İçindekiler

  1. Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir? Vücudun Enerji Yönetimindeki Kriz
  2. Pankreas ve İnsülin: Vücudun Şeker Dengeleme Mekanizması
  3. Diyabetin Ana Tipleri Nelerdir?
    • Tip 1 Diyabet: Bağışıklık Sisteminin Kendi Kendine Saldırısı
    • Tip 2 Diyabet: Yaşam Tarzı ve Genetik Mirasın Etkisi
    • Gestasyonel Diyabet (Gebelikte Diyabet): Geçici Ama Önemli Bir Durum
  4. Diyabetin Belirtileri: Vücudunuzun Acil Yardım Çağrısını Dinleyin
    • Klasik Üçlü: Çok Su İçme (Polidipsi), Sık İdrara Çıkma (Poliüri), Aşırı Yeme İsteği (Polifaji)
    • Diğer Önemli Sinyaller: Halsizlik, Bulanık Görme, İstenmeyen Kilo Kaybı, İyileşmeyen Yaralar
  5. Kimler Diyabet Riski Altındadır? Risk Faktörleri
  6. Diyabet Nasıl Teşhis Edilir? Kan Şekerinin Dili
    • Açlık Kan Şekeri (AKŞ)
    • Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) / Şeker Yükleme Testi
    • Hemoglobin A1c (HbA1c): Üç Aylık Şeker Ortalaması
  7. Diyabet Tedavisinin Temel Köşe Taşları
    • Tıbbi Beslenme Tedavisi: "Diyabet Diyeti" Değil, "Sağlıklı Beslenme Planı"
    • Fiziksel Aktivite ve Egzersiz: Doğal İnsülin Gibi
    • İlaç Tedavisi: Oral Antidiyabetikler (Haplar) ve Enjektabl Tedaviler
    • Eğitim ve Kendi Kendini Yönetim: Tedavinin Kaptanı Sizsiniz
  8. İnsülin Tedavisi: Korkulması Gereken Bir Düşman Değil, Hayat Kurtaran Bir Dost
  9. Kan Şekeri Takibi Neden ve Nasıl Yapılır? Glukometre ve Sürekli Glikoz Monitörleri (CGM)
  10. Akut Komplikasyonlar: Hızlı Müdahale Gerektiren Acil Durumlar
    • Hipoglisemi (Kan Şekeri Düşüklüğü): Belirtileri ve Tedavisi
    • Hiperglisemi (Kan Şekeri Yüksekliği) ve Diyabetik Ketoasidoz (DKA)
  11. Kronik (Uzun Dönem) Komplikasyonlar: Diyabetin Yıkıcı Etkileri
    • Gözler Üzerindeki Etkisi (Diyabetik Retinopati)
    • Böbrekler Üzerindeki Etkisi (Diyabetik Nefropati)
    • Sinirler Üzerindeki Etkisi (Diyabetik Nöropati)
    • Kalp ve Damar Hastalıkları Riski
    • Diyabetik Ayak: Küçük Bir Yara Nasıl Büyük Bir Soruna Dönüşür?
  12. Diyabet Önlenebilir mi? Özellikle Tip 2 Diyabet İçin Atılabilecek Adımlar
  13. Diyabetle Yaşam: Psikolojik ve Sosyal Yönler
  14. Diyabet Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
  15. Diyabet Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir? Vücudun Enerji Yönetimindeki Kriz

Yediğimiz besinlerin çoğu, vücudumuzda sindirilerek glikoza, yani basit şekere dönüştürülür. Glikoz, kan dolaşımına karışır ve vücut hücrelerimizin enerji ihtiyacını karşılamak üzere onlara taşınır. Ancak glikozun hücrelerin içine girebilmesi için gerekli olan anahtar, insülin adlı hormondur. Diyabet, bu anahtar-kilit sistemindeki bir arızadan kaynaklanır. Ya vücut yeterince anahtar (İnsülin) üretemez ya da üretilen anahtarlar kilitleri (Hücreleri) düzgün bir şekilde açamaz. Her iki durumda da glikoz hücrelere giremez ve kanda birikmeye başlar. Kan şekerinin sürekli yüksek olması, zamanla damarlara ve sinirlere zarar vererek önemli sağlık problemlerine neden olur.

2. Pankreas ve İnsülin: Vücudun Şeker Dengeleme Mekanizması

İnsülin, midenin arkasında bulunan pankreas adlı organımızdaki beta hücreleri tarafından üretilir. Yemek yediğimizde kan şekerimiz yükselmeye başlar. Pankreas bu yükselmeyi algılar ve kana insülin salgılar. İnsülin, kan dolaşımıyla tüm vücuda yayılarak glikozun hücrelere (Bilhassa kas, yağ ve karaciğer hücrelerine) girmesini sağlar. Böylece hem hücreler enerji ihtiyacını karşılar hem de kan şekeri normal seviyelere düşer. Diyabet, işte bu hayati mekanizmanın bozulmasıdır.

3. Diyabetin Ana Tipleri Nelerdir?

Tip 1 Diyabet: Bağışıklık Sisteminin Kendi Kendine Saldırısı

Genellikle çocukluk veya gençlik çağında ortaya çıkar. Tip 1 diyabette, vücudun bağışıklık sistemi bilinmeyen bir nedenle yanlışlıkla pankreastaki insülin üreten beta hücrelerini yabancı bir madde gibi algılayıp onlara saldırır ve yok eder. Sonuçta vücutta insülin üretimi çok azalır veya tamamen durur. Bu nedenle Tip 1 diyabetli bireylerin, hayatta kalmak için dışarıdan, enjeksiyon veya insülin pompası yoluyla, ömür boyu insülin almaları zorunludur. Şu anki bilgilerle Tip 1 diyabetin önlenmesi mümkün değildir.

Tip 2 Diyabet: Yaşam Tarzı ve Genetik Mirasın Etkisi

En sık görülen diyabet türüdür ve tüm diyabet vakalarının yaklaşık yüzde 90-95'ini meydana getirir. Genelde 40 yaşı sonrasında ortaya çıksa da çocukluk çağı obezitesinin artmasıyla birlikte artık daha genç yaşlarda da görülmektedir. Tip 2 diyabette vücut yeterli miktarda insülin üretemez veya ürettiği insülini etkili biçimde kullanamaz. Bu duruma "insülin direnci" denir. Yani, anahtar (İnsülin) vardır ama kilitler (Hücreler) paslanmıştır ve anahtara düzgün yanıt vermezler. Tip 2 diyabetin gelişiminde genetik yatkınlık önemli bir rol oynasa da fazla kilo veya obezite, hareketsiz yaşam tarzı ve sağlıksız beslenme en önemli tetikleyicilerdir.

Gestasyonel Diyabet (Gebelikte Diyabet): Geçici Ama Önemli Bir Durum

Daha önce diyabeti olmayan kadında, gebelik döneminde ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğidir. Gebelikte salgılanan bazı hormonlar insülinin etkisini bloke edebilir ve bu durumu telafi edemeyen kadınlarda gestasyonel diyabet gelişir. Genellikle doğumdan sonra düzelir. Ancak bu durumu yaşayan kadınların ileri yaşamlarında Tip 2 diyabet geliştirme riski önemli ölçüde artar.

4. Diyabetin Belirtileri: Vücudunuzun Acil Yardım Çağrısını Dinleyin

Diyabetin belirtileri, kan şekerinin yükseldiğine göre değişir. Tip 1 diyabette belirtiler genellikle ani ve şiddetli başlarken, Tip 2 diyabette daha yavaş gelişir ve hatta bazen yıllarca fark edilmeyebilir.

  • Çok Su İçme (Polidipsi): Kanda biriken fazla şeker, böbrekler tarafından idrarla atılmaya çalışılır. Şeker atılırken beraberinde bol miktarda su da çeker. Vücut susuz kaldığı için sürekli bir içme isteği oluşur.
  • Sık İdrara Çıkma (Poliüri): Vücudun fazla şekeri atmak için sürekli idrar üretmesi sonucu, normalden çok daha sık, özellikle geceleri tuvalete gitme ihtiyacı doğar.
  • Aşırı Yeme İsteği veya İştah Artışı (Polifaji): Hücreler, kanda bol miktarda şeker olmasına rağmen insülin yetersizliği nedeniyle bu şekeri kullanamaz ve enerji açlığı çeker. Beyne sürekli "açım" sinyali gönderilir, bu da iştah artışına neden olur.
  • Diğer Önemli Sinyaller:
    • Halsizlik ve Yorgunluk: Hücrelerin yeterli enerji alamamasından kaynaklanır.
    • İstenmeyen Kilo Kaybı: Özellikle Tip 1 diyabette, vücut enerji için şeker yerine yağ ve kasları yakmaya başladığında görülür.
    • Bulanık Görme: Yüksek kan şekeri, göz merceğinin şeklini değiştirerek odaklanma sorunlarına yol açabilir.
    • Yavaş İyileşen Yaralar: Yüksek şeker, kan dolaşımını bozar ve bağışıklık sistemini zayıflatır.
    • Sık Enfeksiyonlar: Bilhassa idrar yolu ve mantar enfeksiyonları.
    • El - Ayaklarda Uyuşma, Karıncalanma: Yüksek şekerin sinirlere verdiği hasarın bir belirtisi olabilir.

6. Diyabet Nasıl Teşhis Edilir?

Diyabet tanısı, kan şekeri seviyelerini ölçen basit kan testleriyle konur:

  • Açlık Kan Şekeri (AKŞ): En az 8 saat açlıktan sonra ölçülen kan şekeridir. 126 mg/dL ve üzeri ise diyabet tanısı konur.
  • Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT): Kişiye belirli miktarda (Genellikle 75 gr.) glikoz içeren şekerli bir sıvı içirildikten 2 saat sonra kan şekeri ölçülür. 2’nci saatte değerin 200 mg/dL ve üzerinde olması diyabet tanısıdır.
  • Hemoglobin A1c (HbA1c): Kırmızı kan hücrelerinde bulunan ve şekere bağlanan hemoglobin miktarını ölçer. Son 2-3 ayın ortalama kan şekeri seviyesi ile ilgili bilgi verir. Yüzde 6.5 ve üzeri diyabet tanısı konur.

7. Diyabet Tedavisinin Temel Köşe Taşları

Diyabet tedavisinde amaç; kan şekeri seviyelerinin mümkünse normal aralıkta tutularak hem akut hem de kronik komplikasyonları önlemektir. Tedavi, bir sacayağı gibi dört temel unsurdan oluşur:

  1. Tıbbi Beslenme Tedavisi: Bu, yasaklarla dolu bir "diyet listesi" değildir. Kişinin yaşına, kilosuna, yaşam tarzına ve diyabet tipine uygun, yeterli ve dengeli bir beslenme planıdır. Amaç, kan şekerinde ani yükselmelere ve düşmelere neden olmayan, sağlıklı karbonhidrat, protein ve yağ kaynaklarını içeren öğünler oluşturmaktır.
  2. Fiziksel Aktivite ve Egzersiz: Egzersizle kasların insüline daha duyarlı olmasını sağlayarak, kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olması sağlanır. Haftada en az 150 dakika orta tempolu (Tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi) aerobik egzersiz önerilir.
  3. İlaç Tedavisi: Tip 2 diyabette beslenme ile egzersizin yetmediği durumlarda, ağızdan alınan haplar veya enjektabl tedaviler (İnsülin dışı) devreye girer. Bu ilaçlar, insülin direncini kırmak, pankreastan insülin salınımını artırmak veya bağırsaklardan şeker emilimini yavaşlatmak gibi farklı mekanizmalarla etki eder. Tip 1 diyabette ise tek tedavi seçeneği insülindir.
  4. Eğitim ve Kendi Kendini Yönetim: Diyabet, kişinin kendi hastalığının yöneticisi olmasını gerektiren bir durumdur. Kan şekerini düzenli ölçmek, beslenme planına uymak, ilaçları doğru zamanda ve dozda kullanmak, hipoglisemi ve hiperglisemi gibi durumları yönetebilmek, diyabet yönetiminin en kritik parçasıdır.

11. Kronik (Uzun Dönem) Komplikasyonlar: Diyabetin Yıkıcı Etkileri

Yıllar boyunca yüksek seyreden kan şekeri, vücudun küçük ve büyük kan damarlarına ve sinirlerine yavaş yavaş zarar verir. Diyabet yönetiminin asıl amacı bu komplikasyonları önlemektir.

  • Diyabetik Retinopati: Gözün retina tabakasındaki damarların hasar görmesidir. Körlüğün önde gelen nedenlerinden biridir.
  • Diyabetik Nefropati: Böbreklerin süzme fonksiyonlarının bozulmasıdır. Diyaliz ve böbrek naklinin en sık nedenidir.
  • Diyabetik Nöropati: Sinirlerin hasar görmesidir. En sık el ile ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma ve his kaybına neden olur. His kaybı, yaralanmaların fark edilmemesine ve "diyabetik ayak" sorununa zemin hazırlar.
  • Kalp ve Damar Hastalıkları: Diyabette kalp krizi, periferik arter hastalığı (Bacak damarlarında tıkanma) ve inme riski 2 - 4 kat artar.
  • Diyabetik Ayak: Nöropati (His kaybı) ve damar tıkanıklığı nedeniyle ayaklarda kolayca yaralar açılması ve bu yaraların zor iyileşmesidir. Uzuv kayıplarının (Amputasyon) en sık nedenidir.

Sonuç olarak, diyabet önemli ve hayat boyu süren bir hastalıktır, ancak bir "son" değildir. Modern tıp, etkili tedavi yöntemleri ve teknolojiler sunmaktadır. Ancak tedavinin en önemli unsuru, diyabetli bireyin kendisidir. Doğru eğitim, bilinçli bir hayat tarzı, düzenli doktor kontrolleri ve tedaviye uyum ile diyabetin getirebileceği riskleri en aza indirmek ve sağlıklı, aktif, uzun bir yaşam sürmek tamamen mümkündür. Unutmayın, diyabetle yaşam bir maratondur ve bu maratonda en önemli takım arkadaşınız yine kendinizsiniz.

Sosyal Medya

Güncelleme Tarihi:2025-10-03 11:18:14
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.