İnme, beyin damarlarının tıkanması (İskemik inme) ya da beyin kanaması (Hemorajik inme) olarak iki farklı şekilde gelişebilir. Beyne giden kan ve/veya oksijen akışının ani bir şekilde kesilmesine bağlı gelişen inmeye ‘iskemik inme’, kanın beyinde beyin damarlarının dışına çıkması sonucunda olan beyin kanamasına bağlı gelişen inmeye ‘hemorajik inme’ ismi verilir.
İnmenin ülkemizde görülme sıklığının yüz binde 120-125 olarak açıklanmıştır. Erkeklerde biraz daha sık görüldüğü düşünülse de bazı çalışmalarda kadınlarda daha sık görüldüğü bildirilmiştir.
Yaş önemlidir. İnmelerin ancak yüzde 17.5 kadarı 50 yaş altında ortaya çıkar. İnme kol ve/veya bacakta güçsüzlük veya hissizlik, konuşmada bozulma, yüz simetrisinde bozulma, ani denge kaybı, çift görme, şuur bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterir. İskemik inmelerin çoğu ancak haftalar içinde düzelmeye başlayan kalıcı hasarlara yol açarken, bazıları hafif başlayıp saatler/ günler içinde ağırlaşabilir, bazıları ise kısa sürede düzelebilir. İnmenin her şekli çok önemlidir, hızla değerlendirilmeli ve tedavi başlatılmalıdır. İnmede zaman çok önemlidir. İnme geçiren bütün hastaların mümkün olan en erken zamanda acil servise ulaştırılması gerekir.
Kısaca FAST olarak yöntemin hızlı değerlendirme, inme açısından bir fikir verebilir. Dikkat edilmesi gerekenler:
F Face (Yüz): Kişiden gülümsemesini isteyin. Yüzün bir tarafı düşüyor mu?
A Arms (Kollar): Her iki kolunu kaldırmasını isteyin. Bir kolu aşağı düşüyor mu?
S Speech (Konuşma): Basit bir cümleyi tekrar etmesini isteyin. Konuşmaları saçma veya tuhaf mı?
T Time (Zaman): Bu işaretlerden herhangi birini gözlemlerseniz derhal 112’yi arayın.
İskemik inme, beyin kanamasından çok daha sık görülür. Tüm inmelerin yaklaşık yüzde 85’ini oluşturur. Beyin, kendisini besleyen damarları aracılığıyla sürekli kan alır. Beyne kan akımı kesildiği andan itibaren birkaç dakika içinde beyin hücreleri zarar görmeye başlar. İnme herkeste aynı şekilde olmaz. Birçok faktör zararın ne kadar ağır olacağı ve hastalık sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda belirleyici rol oynar.
İskemik inmede felcin oluş zamanı tam olarak biliniyorsa ve acil serviste yapılan değerlendirmelerde pıhtı çözücü tedaviler (Trombolitik tedavi) kullanılmasında bir mahsur olmadığı görülürse beyne giden kan damarlarının tıkandığı ilk birkaç saat içerisinde damardan ilaç vererek ya da bazı girişimsel yöntemlerle tıkanmış olan damarın açılması mümkündür.
Ancak damar ilk tıkandığında yani çok erken dönemde bile beyin dokusuna oksijen ve gerekli diğer maddelerin ulaşımı kesildiği için beyin dokusunda hasar gelişebilir. Bu nedenle ilk saatlerde yapılan müdahalelerle tıkalı olan beyin damarı açılabilse bile hastada bazı felç belirtileri devam edebilir.
Her inmede pıhtı çözücü tedavi uygulanmaz. İnme yerleştikten sonra, hastanın damar tıkanmasının ne zaman olduğu net bilinmiyorsa (Örneğin uyku sırasında gelişen çoğu felçlerde), pıhtı çözücü kullanmayı engelleyen başka bir durum varsa ya da ilacın beyin kanamasına yol açma riskinin yüksek olduğu durumlarda bu tedavi yapılamaz. Girişimsel yöntemler bu durumda olan bazı hastalarda öncelikli tedavi seçeneği olabilir. Gelişebilecek olumsuz durumların izlenmesi, inmeye neden olan durumların araştırılması, akut tedavilerin ve daha sonra tekrar inme geçirme riskini azaltan tedavilerin düzenlenmesi için hastaların erken dönemde (İlk günlerde) hastane bakımında olmaları gerekir. Hastanın klinik durumu izin verir vermez uygun rehabilitasyon programları planlanmalıdır.
İskemik inmede verilen tıbbi tedaviler, damar tıkanmasının nedenine göre belirlenir. Bu tedaviler uzun süreli hatta çoğunlukla yaşam boyunca kullanılmak üzere planlanır. Ancak verilen tedavi ne olursa olsun olmuş olan inme belirtilerini geri döndürmek ve hastayı hiçbir şey olmamış gibi önceki durumuna getirmek amacıyla değil iskemik inmenin diğer damar alanlarında tekrarlayarak hastanın engelliğinin artması riskini azaltmak amacıyla verilir. Esasen yeni inme gelişmemişse ya da komplikasyonlar ortaya çıkmamışsa akut iskemik inmeden sonraki günler, aylar içerisinde tedaviler ve çeşitli mekanizmaların yardımıyla felç belirtileri düzelir ve çoğunlukla hastalar da giderek iyileştiklerini gözlerler.
Anjiyografi bir tedavi yöntemi değildir. Anjiyografi, damarların ayrıntılı yapılarını görmek gerektiğinde yapılan bir tetkiktir. Anjiyografi kateter uygulanarak yapılabileceği gibi bazı durumlarda BT veya MR anjiyografi yapmak daha uygun olabilir. Her iskemik inme hastasında anjiyografi yapmak gerekmez. Akut inmeden sonraki günler, haftalar içinde yapılacak girişimsel işlemlerin zaten gerçekleşmiş olan beyin enfarktı üzerinde olumlu etkisi olması tıbbi olarak beklenmez. Akut dönem geçtikten sonra ancak iskemik inmenin tekrarlaması riski olduğu düşünülen durumlarda beyin damar yapısının değerlendirilmesi için görüntüleme teknikleri kullanılabilir.
Beyin kanaması, beyin enfarktüsünden farklı bir durumdur. Bazen erken dönemde şiddetli belirtilerle kendini gösterirken bazen çok daha hafif silik, belirsiz olarak karşımıza çıkabilir. Ancak bu durumda bile şiddetlenme riski taşıdığı için dikkatli bir şekilde takip edilmesi gerekir.
Kanamanın nedenine göre tedavi planlanır. Beyin kanaması sıklıkla kontrol edilmemiş yüksek tansiyon nedeniyle ortaya çıkar. Ancak bazı kan hastalıkları, kullanılan bazı ilaçlar, travma, beyin damar anormallikleri (Anevrizma, arteriovenöz malformasyonlar vb.) gibi sebeplere bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
Beyin kanamalarında tansiyonun kontrol altına alınması, hastanın hayati bulgularının desteklenmesi, gerekli durumlarda ödem çözücü ilaçların verilmesi, kafa içi basıncı artıran kabızlık gibi durumların önlenmesi ve bazı durumlarda cerrahi tedavi gerekir. Kan hastalıkları veya kullanılan ilaçlara bağlı pıhtılaşmayı engelleyen kan hastalıkları varsa bunları kontrol etmeye yönelik ek tedaviler uygulanabilir. Damar anormalliklerine bağlı olarak ortaya çıkan kanamalarda girişimsel ya da cerrahi yöntemler söz konusu olabilir.
Tüm inmelerde en önemli şey inme olmadan önce risk faktörlerinin fark edilerek bunların mümkün olduğu kadar ortadan kaldırılması ve inme riskinin mümkün olan en düşük seviyede tutulmasıdır. Böylece inmenin sebep olacağı hasarlardan, engellilikten, maddi manevi zorluklardan kaçınmak mümkün olur. Örneğin hipertansiyonu olan bir kişinin bunun farkında olması, verilen tedavileri düzenli kullanarak tansiyonunun normal sınırlara indiğinden emin olması, tansiyon kontrolü için önerilen beslenme, egzersiz, yaşam biçimlerinde değişiklik önerilerine uyması durumunda beyin kanaması riski azalacaktır. İskemik inmenin gerçekleşmesini kolaylaştıran hipertansiyon, kalp kapak hastalıkları ve ritim bozuklukları başta olmak üzere kalp hastalıkları, uyku apne sendromu, sigara kullanımı, yeterli egzersiz yapılmaması gibi risk faktörlerinin fark edilerek gerekli önlemlerin alınması da iskemik inme riskini azaltmaktadır.
Farkındalığın arttığı ve risk faktörlerinin azaltıldığı durumlarda inme riskinin belirgin olarak düşürülebildiği epidemiyolojik çalışmalarla gösterilmiştir. Beklenen ömür süresinin sürekli arttığı günümüzde ilerleyen yaşla birlikte inme geçirmiş kişilerin toplam sayısının da artacağı ve bakım ihtiyacının yükseleceği düşünülürse hem toplumsal farkındalığın yaş aldıkça daha da önemli olduğu hem de gereksinimleri karşılayacak bazı kurumsal önlemlerin alınmasında geç kalınmaması gerektiği söylenebilir.
Güncelleme Tarihi:2025-01-13 11:51:22
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.