Yüksek topuklu ayakkabılarda, ayak sağlığını ciddi şekilde tehdit eden ve bilimsel olarak kanıtlanmış bir dizi risk yatmaktadır. Doğru ayakkabıyı seçerek, kullanım süresini sınırlayarak ve koruyucu önlemler alarak hem şıklığınızı koruyabilir hem de gelecekte karşılaşabileceğiniz ağrılı ve geri dönüşü zor olabilen ayak problemlerine karşı en değerli varlığınız olan sağlığınızı koruyabilirsiniz.
Yüksek topuklu ayakkabıların yüzyıllardır zarafetin, gücün ve çekiciliğin bir sembolü olarak gardıroplardaki yerini korumakta ancak ayak sağlığı açısından da tehdit oluşturmaktadır.
Yüksek topuklu ayakkabılar, profesyonel hayatta özgüveni tamamlayan bir unsur, özel davetlerde ise şıklığın vazgeçilmez bir parçası olarak görülüyor (1). Ancak bu estetik cazibenin ardında, ayak sağlığını ciddi şekilde tehdit eden ve bilimsel olarak kanıtlanmış bir dizi risk yatmaktadır. Peki, bu ikilem arasında bir denge kurmak mümkün mü? Şıklığınızdan ödün vermeden ayak sağlığınızı korumanın yolları var mı? Bu rehber, modern bilimin ışığında, yüksek topuklu ayakkabıların ayaklarımız üzerindeki etkilerini açıklayarak, bu zararları en aza indirmek için kanıta dayalı pratik çözümler sunmaktadır.
Yüksek topuklu ayakkabı giyildiğinde, vücudun tüm dengesi ve ağırlık dağılımı anında değişir. Vücudun ağırlık merkezi öne doğru kayar ve bu durum, domino taşı etkisiyle bir dizi biyomekanik değişikliği tetikler. Bu değişiklikler, ayaklarınızın estetik için ödediği ağır bedelin bilimsel açıklamasıdır.
Düz bir ayakkabı giyildiğinde vücut ağırlığı topuk ve ön ayak arasında dengeli bir şekilde dağılır. Ancak topuk yükseldikçe, bu denge dramatik bir şekilde bozulur ve yükün büyük bir kısmı, ‘tarak kemikleri’ olarak da bilinen metatarsal kemiklerin başlarına, yani ayağınızın parmaklara yakın olan kısmına biner. 2005 yılında yapılan ve ayakkabı içi basınç ölçümlerini kullanan bir çalışma, bu basınç artışını net bir şekilde sayısallaştırmıştır. Araştırmaya göre, yaklaşık 6 cm'lik bir topuklu ayakkabı giymek, alçak topuklu bir ayakkabıya kıyasla;
Bu aşırı ve sürekli basınç, metatarsalji olarak bilinen, ayak tabanının ön kısmında hissedilen yanıcı, keskin ve kronik ağrının temel nedenidir. Bu durum, sanki ayakkabınızın içinde sürekli bir çakıl taşı varmış gibi hissetmenize neden olabilir.
Yüksek topuklu ayakkabıların en bilinen ve en korkulan sonuçlarından biri, halk arasında ‘kemik çıkıntısı’ olarak da bilinen halluks valgus (Bunion) deformitesidir.
Yıllarca bu ilişkinin sadece bir varsayım olduğu düşünülse de 2023 yılında yapılan ve 3 boyutlu ağırlık taşıyan bilgisayarlı tomografi (BT) gibi ileri teknoloji kullanan bir çalışma, bu neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlamıştır. Bu çığır açan araştırmada, daha önce hiç topuklu ayakkabı giymemiş ve ayak problemi olmayan sağlıklı bireyler, özel olarak tasarlanmış farklı topuk yüksekliklerindeki ayakkabılarla incelenmiştir. Sonuçlar, topuk yüksekliği ile halluks valgus deformitesi arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermiştir: Topuk yüksekliğinin artırılmasının radyografik olarak Halluks Valgus deformitesine yol açabileceği ve şiddetini giderek artırabileceği sonucuna vardık. 6 cm'nin üzerindeki yüksek topuklar, radyografik olarak orta derecede Halluks Valgus'a yol açabilir (2).
Bu çalışma, 3 cm'lik bir topuğun bile deformiteyi başlatabildiğini, ancak asıl kritik eşiğin 6 cm olduğunu göstermiştir.
Ayakkabının sivri burnu parmakları sıkıştırırken, topuğun yarattığı öne doğru kayma kuvveti başparmağın diğer parmaklara doğru bükülmesine ve eklemin dışarıya doğru çıkıntı yapmasına sebep olur. Bu durum yalnızca estetik değil, aynı zamanda ciddi ağrı, hareket kısıtlılığı ve ayakkabı bulmada zorluk yaratan bir sağlık problemidir.
|
Yüksek Topukların Neden Olduğu Sorunlar |
Bilimsel Kanıt ve Açıklama |
|
Halluks Valgus (Bunion) |
Yüksek topuk giymekle arasında net bir epidemiyolojik ve biyomekanik ilişki vardır (1). 6 cm üzeri topuklar riski belirgin şekilde artırır (2) |
|
Metatarsalji (Ön Ayak Ağrısı) |
Ön ayaktaki tepe basıncını yüzde 30-34 oranında artırarak tarak kemiklerinin altında kronik ağrıya neden olur (3). |
|
Kas-İskelet Sistemi Ağrıları |
Vücut duruşunu bozarak ayak bileği, diz, kalça ve belde ağrılara yol açar. Bu ilişki sistematik derlemelerle kanıtlanmıştır (1) |
|
Ayak Bileği Burkulmaları |
Vücut dengesini bozarak ve ayak bileği stabilitesini azaltarak burkulma ve düşme riskini artırır (1). |
|
Diğer Deformiteler |
Çekiç parmak, nasır, tırnak batması vb. gibi diğer ayak problemlerinin gelişimine katkıda bulunur. |
Yüksek topuklu ayakkabılardan tamamen vazgeçmenin birçok kadın için mümkün değil. Bilimsel veriler, zararı en aza indirecek ‘akıllı kullanım’ stratejileri geliştirmeye olanak tanımaktadır.
Kanıta dayalı koruma rehberi:
“1. 6 santimetre kuralını benimseyin: Eğer topuklu giymek zorundaysanız, topuk yüksekliğini 6 cm'nin altında tutmaya çalışın. Carvalho ve arkadaşlarının çalışması (2), bu seviyenin üzerindeki topukların deformite riskini katlanarak artırdığını göstermiştir. Günlük kullanım için 3-4 cm'lik topuklar çok daha güvenli bir alternatiftir.
*Geniş burunlu modeller: Parmaklarınızı bir kalıba sıkıştıran sivri burunlu ayakkabılar yerine, parmaklarınıza doğal pozisyonlarında hareket etme imkanı tanıyan daha yuvarlak ve geniş burunlu modelleri tercih edin. Bu, halluks valgus riskini doğrudan azaltır.
*Kalın ve dolgu topuklar: Stiletto gibi ince topuklar dengeyi bozarken, platform veya kalın (Blok) topuklar vücut ağırlığını daha geniş bir yüzeye yayarak dengeyi artırır ve ön ayaktaki basıncı bir miktar azaltır.
*Germe egzersizleri: Eve geldiğinizde ayakkabılarınızı çıkarır çıkarmaz birkaç basit germe hareketi yapın. Ayak parmaklarınızı elinizle kendinize doğru çekerek esnetin, ayak bileğinizi her yöne doğru dairesel hareketlerle çevirin ve baldır kaslarınızı gerin. Bu, gün boyu kısalmış ve gerilmiş kasları rahatlatır.
*Soğuk uygulama ve masaj: Ağrılı ve şişmiş bölgelere 10-15 dakika soğuk uygulama yapmak inflamasyonu azaltır. Küçük bir topu (Tenis topu gibi) ayak tabanınızın altında yuvarlayarak yapacağınız masaj, kan dolaşımını artırır ve kasları gevşetir.
Sonuç olarak, yüksek topuklu ayakkabılar ve ayak sağlığı arasındaki ilişki bir ‘ya hep ya hiç’ denklemi olmak zorunda değildir. Bilim, bize riskleri net bir şekilde gösterirken, aynı zamanda bu riskleri nasıl yönetebileceğimize dair ipuçları da sunmaktadır. Doğru ayakkabıyı seçerek, kullanım süresini sınırlayarak ve koruyucu önlemler alarak hem şıklığınızı koruyabilir hem de gelecekte karşılaşabileceğiniz ağrılı ve geri dönüşü zor olabilen ayak problemlerine karşı en değerli varlığınız olan sağlığınızı koruyabilirsiniz.
Kaynakça
[1] Barnish, M., Morgan, H. M., & Barnish, J. (2018). The 2016 HIGh Heels: Health effects And psychosexual BenefITS (HIGH HABITS) study: systematic review of reviews and additional primary studies. BMC Public Health, 18(1), 37. https://link.springer.com/article/10.1186/s12889-017-4573-4
[2] Carvalho, K. A., Mann, T. S., Talaski, G. M., Fayed, A. M., Ferrarezi, S., Schmidt, E., ... & de Cesar, N. C. (2023). Relationship between High Heels and Hallux Valgus Deformity. Fact or Fiction? A 3-Dimensional Weight-bearing CT Assessment. Foot & Ankle Orthopaedics, 8(4). https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10752206/
[3] Speksnijder, C. M., vd Munckhof, R. J. H., Moonen, S. A. F. C. M., & Walenkamp, G. H. I. M. (2005). The higher the heel the higher the forefoot-pressure in ten healthy women. The Foot, 15(1), 17-21. https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0958259204000781
Güncelleme Tarihi:2026-01-16 14:03:51
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.