Pankreas karın üst arka kısmında karaciğer ile dalak arasında yatay yerleşim gösteren endokrin (İç salgı) ve ekzokrin (Dış salgı) fonksiyonları olan bir organdır.
Organın büyük kısmını ekzokrin salgı yapan asiner hücreler oluştururken küçük bir kısmını endokrin hücre adacıkları oluşturur. En önemli endokrin salgısı insülin hormonudur. Bu hormon kan şeker düzeyini düzenleyen başlıca hormon olup, eksikliğinde veya bu hormona direnç gelişmesi durumunda “Diyabetes Mellitus” (Şeker hastalığı) gelişir.
Pankreas bunun dışında glukagon, somatostatin, gastrin ve vasoaktif intestinal peptit gibi birçok hormon salgılar. Bu hormonların çeşitli görevleri olmakla birlikte en önemlisi kan glukoz düzeyini insulinin tersine yükseltmeleridir. Ekzokrin olarak pankreas sindirimi kolaylaştırıp besinlerin bağırsaktan emilmesini sağlayan birçok enzim salgılar.
Pankreas kanseri bütün vücudu göz önüne aldığımızda görülme sıklığı bakımından dokuzuncu sırada olmasına karşın, kansere bağlı ölümlerde ise dördüncü sıradadır. Bu durum pankreas kanserlerinin karakter olarak daha habis seyirli olduklarını gösterse de bu durum daha çok ekzokrin tümörler için geçerlidir. Endokrin tümörler ekzokrin tümörlere göre daha selim bir seyir gösterirler.
Pankreas kanserinin belirtileri tümörün pankreasın neresinden ve hangi dokudan kaynaklandığına bağlıdır. Organın kuyruk denilen dalak tarafında yer alan kısmından kaynaklanan ekzokrin kanserler genellikle ileri aşamalara kadar sessiz kalırlar. İleri aşamada ise bütün kanserlerin ortak belirtileri olan halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı vb. belirtilerin yanı sıra sırt ağrısı, şişkinlik, bulantı, kusma vb. şikayetler ortaya çıkabilir.
Pankreasın karaciğere yakın olan baş kısmı denilen kanserlerde göz ve deride sarılık, idrarda koyulaşma ve kaşıntı kanser tanısının kuyruk bölgesindekilere göre daha erken dönemde konulmasına yardımcı olur. İleri evrelerde pankreas baş kısmındaki tümörler on iki parmak bağırsağında tıkanmaya neden olarak kusmaya yol açarlar.
Pankreasın endokrin tümörlerinin büyük kısmı tespit edilebilen bir hormon salgılamaz. Bu tümörlerde uzun süre sessiz bir seyir gösterebilir. Hormon salgılayan tümörlerin belirtileri ise salgılanan hormona göre değişiklik gösterir.
Gastrin salgılayan tümörlerde yemek borusu, mide ve bağırsakta birden fazla tedaviye dirençli ülserler görülür.
İnsulin salgılayan tümörlerde ise kan glukoz düzeyinin düşmesine bağlı halsizlik, aşırı yeme isteği ve buna bağlı kilo alımı söz konusudur. Diğer tümörlerde en sık olarak karşımıza kan glukoz düzeyi yüksekliği çıkar
Pankreas kanseri için önlenebilir ve önlenemeyen risk faktörleri vardır. Önlenebilir olanlar; sigara tüketimi, aşırı kilo, diyabet, kronik pankreatit ve bazı kimyasal maddelere uzun süre maruz kalmadır. Sigara önemli bir faktör olup sigara tüketenlerde pankreas kanseri görülme oranı tüketmeyenlere göre iki kat daha fazladır. Bu artış aşırı kilosu olanlarda yüzde 20-30’dur.
Pankreas kanseri diyabeti olanlarda daha sık görülmekle beraber bunun nedeni net bir şekilde izah edilememiştir. Kronik pankreatit aşırı alkol ve sigara tüketenlerde daha sık görülen bir tablo olup pankreasın kronik inflamasyonudur. Bu tabloda da pankreas kanser riski daha yüksektir.
Önlenemeyenler risk faktörleri; yaş, cinsiyet, genetiktir. Pankreas kanseri genel olarak ileri yaşlarda görülse de nadir de olsa 45 yaşından genç olanlarda da görülebilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre pankreas kanseri görülme oranı biraz daha yüksektir. Bazı gen anomalilerinde ailenin birden çok üyesinde pankreasla birlikte farklı organlarda kanser gelişebilir.
Pankreas kanserinin teşhisi organın yerleşim yeri ve bazen bulgu vermemesi nedeni ile zor olabilir. Bunun için ilk adım bu hastalık için şüphe duymaktır. Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, magnetik rezonans görüntüleme (MR), endoskopi ve pozitron emisyon tomografisi (PET) teşhis için kullanılır. Ancak tedaviyi yönlendirmede tomografi, MR ve PET’in rolü daha fazladır.
Pankreas kanseri başlangıçta sessiz olmasına karşın ilerlemiş hastalık olması durumunda tümörün yerleştiği yere göre bulgu verir. Organın baş kısmındaki tümörler sarılığa yol açarak nispeten daha erken tanınmalarına olanak sağlarlar.
Cerrahi olarak tedavi edilmemeleri durumunda kan ve lenf yolu ile yayılmaları (Metastaz) olasıdır. En sık yayılım olan organ karaciğerdir. Başka organa yayılım olduğunda tümörün kendisinden çok metastatik odak akıbeti daha çok etkiler.
Bunun başlıca nedeni erken evrelerde hastalığın belirti vermemesi ve buna bağlı olarak sağlık kurumuna geç başvurmaktır. Hastaların büyük kısmında yeni ortaya çıkan diyabet olması nedeni ile bu şikayeti olan hastaların bu açıdan incelenmeleri önemlidir.
Pankreas kanserinin en başarılı tedavisi cerrahidir. Tümörün yerleşim yerine göre organ kısmi ve bazen tamamı çıkarılır. Organın karın içindeki büyük damarlarla olan ilişkisi nedeni ile zorluk derecesi yüksek olan ameliyatlardır. Tümörün bu damarlara sirayet etmesi durumunda başarılı bir ameliyat gerçekleştirmek mümkün olmayabilir. Bu hastaları bir süre kemoterapi uygulanıp ameliyat şansı açısından tekrar değerlendirmek gerekir. Pankreas ameliyatları özellikli ameliyatlar olduğundan deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilmelerinin gerektiği akılda tutulmalıdır.
Pankreas olmadan yaşamak mümkündür. Ancak bu hastalarda diyabet gelişeceğinden insulin tedavisi almak zorunda kalırlar. Bunun dışında sindirim enzimleri salınımı da olmayacağından ağız yolu ile enzim içeren ilaç almaları da gerekir.
Bu tamamen hastalığın tanımlandığında sahip olduğu evreye bağlıdır. Erken evrelerde radikal bir cerrahi ve bunu takiben gerekli durumlarda kemoterapi ile mümkün olabilir. Bunun için hastalığın erken evrede teşhis edilmesi gerekir.
Pankreas kanseri radikal cerrahiye rağmen nüks etme ihtimali olan bir hastalıktır. Bu nedenle tedaviyi üstlenen hekimin önerileri doğrultusunda düzenli kontroller gerekir.
Pankreas kanserini tamamen önlemek mümkün olmamakla beraber, riski azaltılabilir. Bunun için daha önce bahsedilen önlenebilir risk faktörleri ortadan kaldırılmalıdır.
Karaciğerdeki kanserler genellikle uzak bir organın kanserinin karaciğere metastaz yapması (Yayılması) ile ya da karaciğerin kendi hücrelerinden köken almasıyla görülür.
Karaciğerden köken alan kanserlerin başında ‘hepatosellüler’ ve ‘kolanjiyoselüler karsinom’ olarak bilinen tümörler yer alır.
Bu kanser türü her yıl yeni tanı olan 750.000 vakanın olduğu tüm dünyadaki 5’inci en sık görülen kanserdir. Dünyada kanserden 3’üncü en sık yaşam kaybı sebebidir. Risk faktörleri arasında viral hepatitler (Hepatit B, Hepatit C), alkole ve yağlı karaciğere bağlı gelişen siroz ve bazı hastalıklar yer alır.
Hastalarda özellikle karnın sağ üst kısmında ağrı, karında şişkinlik dolgunluk hissi, sarılık, halsizlik, kilo kaybı, idrar renginde koyulaşma, kaşıntı vb. belirtilere sebep olabilir.
Hastalığın teşhisinde iyi bir sorgulama, muayene yanında laboratuvar ve görüntüleme araçları ile değerlendirme gereklidir.
Görüntülemede en sık Ultrasonografi (USG), Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonanstan (MR) yararlanılır. Tanı için bazı durumlarda biyopsi gerekebilir.
Tedavisinde multidisipliner bir konsey tarafından değerlendirme yapılarak karar verilir. Cerrahi yöntemle hastalıklı karaciğer bölgesinin çıkarılması yanında bazı hastalara ise karaciğer nakli yapılabilir. Ayrıca ameliyat öncesi ve sonrası kemoterapi desteği verilebilir.
Karaciğerdeki safra kanallarının temel oluşturduğu, karaciğer kökenli kanserdir. Karaciğerin içindeki ve dışındaki safra kanallarından gelişebilir.
Belirtileri hepatosellüler kanserlere benzer olup özellikle karaciğer dışı safra kanallarını tutan tümörlerde sarılık sık görülür. Tanı için ultrason, MR, tomografi gibi görüntüleme araçlarından yararlanılır. Bazı hastalarda safra yolu görüntülenmesi için ERCP denilen endoskopi ile yapılan bir işleme ihtiyaç duyulabilir.
Tedavisinde en etkili yol cerrahi ile tümörün ve tümörün metastaz gösterebileceği lenf bezlerinin tamamen çıkarılmasıdır. Ayrıca kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik immünoterapiler tedaviye eklenebilmektedir.
Kalın bağırsak ve rektum kanseri tanısı olan hastaların yüzde 50-60’ından fazlasında yaşamları içinde karaciğer metastazı gelişebilecektir. Günümüzde bu metastazların da tedavisi önerilmektedir. Uygun hastalarda cerrahi yöntemlerle bu tümörler karaciğerden çıkarılmaktadır. Ameliyat öncesi ve sonrası kemoterapi ile lezyonlar kontrol altına alınabilmektedir.
Kolorektal kanserler dışında meme kanseri, nöroendokrin tümörler, mide, pankreas, böbrek vb. gibi pek çok organdan kaynaklanan kanserler karaciğere yayılabilir. Bu hastalarda da multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirmeler sonrası tedavileri planlanır.
Karaciğer kanserlerinin yönetiminde genel cerrah, gastroenterolog, medikal onkolog, radyasyon onkologu ve girişimsel radyoloğun da olduğu multidisipliner tümör konseyinde görüşülerek hastaya en uygun tedavi belirlenmelidir.
Son yıllardaki gelişmeler ile hastalara ameliyat dışı radyofrekans ablasyon, kriyo cerrahi, kemoembolizasyon, karaciğer içi atardamarlar aracılığıyla kemoterapiler gibi yöntemler uygulanabilmektedir. Uygun bilimsel tedavi yaklaşımları ile hastalarda tamamen iyileşme ya da yaşam süresinde ve kalitesinde anlamlı artışlar sağlanabilmektedir.
Karaciğer sağlığının korunması için özellikle alkol, aşırı yağlı ve karbonhidrat içeren gıda tüketiminden kaçınılması yanı sıra egzersiz yapılması önerilmektedir. Hepatit b gibi virüsler için aşılanma da Hepatit b ilişkili kanserler için koruyucudur.
Karaciğer kanseri nedeniyle tedavi olacak hastaların bu olanak ve konseylere sahip olan sağlık kuruluşlarına başvurması gereklidir.
Aralıklı doktor kontrolleri ve kan testleri erken teşhis için oldukça önemlidir.
Güncelleme Tarihi:2025-05-20 08:26:45
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.
GAZİANTEP ÖZEL SAĞLIK HASTANESİ A.Ş.
(SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ)
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE İŞLENMESİ KAPSAMINDA AYDINLATMA METNİ
Kişisel Verilerin İşlenmesi/Korunması Hakkında Bilgilendirme
Gaziantep Özel Sağlık Hastanesi A.Ş. (SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi) olarak, her türlü kişisel verilerinizin güvenliği, mahremiyeti ve korunmasına önem vermekteyiz. Bu bilinçle, sizlere ait her türlü kişisel verinin en iyi şekilde ve özenle işlenerek muhafaza edilmesine büyük hassasiyet göstermekteyiz. Bu sorumluluğumuzun bilinci ile Türk Ceza Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuatlar çerçevesinde tüzel Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verilerinizi aşağıda belirtilen şekilde işlemekteyiz.
Kişisel Verilerin Toplanması Amaçları
Hasta ve yakınlarına daha yüksek kalitede hizmet sunabilmek amacı ile kişisel verilerinizi, verilen hizmetin niteliğine bağlı olarak Çağrı Merkezi, internet, mobil uygulamalar, fiziksel mekânlar ve benzeri kanallardan sözlü, yazılı, görsel, ya da elektronik olarak elde etmekteyiz. Bu çerçevede tüm tıbbî teşhis, muayene, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan ve bu amaçla elde edilen kişisel sağlık verisi başta olmak üzere, başlıca genel ve özel nitelikli kişisel veriler aşağıda sıralanmıştır;
Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları
Yukarıda sayılmış olan kişisel verileriniz ile özel nitelikli kişisel verileriniz aşağıdaki amaçlar ile işlenmektedir.
Yukarıda sayılan Kişisel ve Özel Nitelikli Verileriniz Özel Sani Konukoğlu Hastanesi ve dış hizmet sağlayıcıların bünyesinde fiziki ve elektronik arşivlerde titizlikle mevzuat hükümlerine uygun olarak muhafaza edilecektir.
Kişisel Verilerin Aktarılması
Kişisel verileriniz, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu, Sağlık Uygulama Tebliği, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Korunması Yönetmeliği…vb. Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve konuya ilişkin diğer merkezi idarelerin düzenlemeleri ve sair mevzuat hükümleri çerçevesinde ve yukarıda açıklanan amaçlarla;
Kişisel Veri Toplamanın Yöntemi ve Hukuki Nedenleri
Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda belirtilen amaçlar ve Özel Sani Konukoğlu Hastanesi faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda hastanemizin akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki nedenleri;
(Kanun’un 6. maddesi 3. Fıkrası “Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.”
Kişisel Verilerinizin Korunmasına Yönelik Haklarınız
6698 Sayılı KVKK 11. Maddesi hükmü gereğince kişisel veri sahibi hastanemize müracaatta bulunarak kişisel verileri ile ilgili aşağıdaki haklardan faydalanabilir;
Kişisel Veri Güvenliği ve Bilgi Talep Hakkı
Kişisel verilerinizin güvenliği teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere karşı uygun bir şekilde bilgi talepleriniz karşılanmaktadır.
6698 KVKK kapsamındaki taleplerinizi, “www.sankohastanesi.com.tr” web adresindeki “KİŞİSEL VERİLERE ERİŞİM BİLGİ TALEP FORMU” nu doldurarak;
BİLGİ TALEP FORMU İÇİN TIKLAYINIZ